Blog

Kalp Deliği

İşleyişi ve düzeni sebebiyle oldukça ilgi çekici bir organ olan kalpte sağ ve sol olmak üzere iki odacık bulunmaktadır. Sağ ve sol odacıklarda mevcut olan kanlar, damarlar aracılığıyla birbirlerine karışmadan organlara iletilirler. Kalp rahatsızlığı mevcut olan kişilerde sağ ve sol odacıklar arasında kan geçişi olmaktadır. Sol kulakçıkta mevcut olan kanın sağ kulakçığa geçiş yapması sonucunda hastalıkların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Sağ kulakçıkta birikmekte olan kan, organlara basınç uygulanmasına sebep olur. Akciğere giden damarlarda kan fazlalaşır. Bu nedenle akciğere bağlı olarak gelişmekte olan rahatsızlıkların tetiklenmesi sonucu ortaya çıkar.

Kalp Deliği Neden Olur?

Kalp deliği sıklıkla kalıtımsal nedenlerden ötürü meydana gelebilmekle birlikte, bazı durumlarda kalp krizi sonucunda da ortaya çıkabilmektedir. Özellikle akraba evliliği sonucunda kalp deliği rahatsızlığına sıklıkla rastlanılabilmektedir. Doğuştan olan ve konjenital olarak tanımlanan kalp deliği rahatsızlığı, kalp krizi sonrasında meydana gelen kalp deliğine oranla oldukça fazla tehlike barındırmaktadır. Her iki durumda da kişilerin mutlaka bir uzman tarafından muayene edilmeleri ve vakit kaybetmeden gerekli tedavi yöntemini takip etmeleri gerekmektedir.

Kalp Deliği Belirtileri Nelerdir?

Kalp deliği belirtileri, bebeklerde belirgin bir şekilde ortaya çıkmamaktadır. Genellikle yaşın ilerlemesiyle birlikte belirtiler belirginleşir. Rahatsızlığın belirtileri başlıca şu şekilde sıralanabilmektedir;

  1. Bebeklerin anne sütünü emmeleri esnasında yüzlerinin morarması
  2. Bebeklerinin olağandan sık nefes alıp vermesi
  3. Çocuğun yürüme esnasında çok çabuk yorulması
  4. Aşırı stresli ve heyecanlı durumlarda çocuğun olağandan sık nefes alıp vermesi
  5. Kısa mesafe koşmalarında dahi halsizliğin normalden fazla olması
  6. Kalp atımının rahatsız edici boyutta gerçekleşmesi
  7. Kalp atımının aşırı hızlı, aşırı yavaş veya düzensiz olması
  8. Kalpte üfürüm duyulması
  9. Göğsün sol kısmında ağrı ve sıkışıklık hissinin meydana gelmesi
  10. Yüksek ateşin yaklaşık bir hafta sürmesi ve antibiyotik kullanımına rağmen geçmemesi
  11. Büyüme gelişme geriliği
  12. Göğüs grafisinde kalbin olması gerekenden büyük olması
  13. Kalbin ve ana damarların biçimlenmesinde tespit edilen anomallilikler

Belirtilerden bir veya birkaçı kişiler tarafından tespit edilebilirken, bir kısmı yalnızca kalp muayenesi sonucunda ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle kişilerin rutin kontrollerini aksatmamaları, birçok hastalıkta olduğu gibi kalp deliğinin teşhisinde de oldukça önemlidir. Erken teşhis, kalp deliği rahatsızlığı ilerlemeden tedavinin başlatılmasını sağlayacak ve tedavi başarı oranını arttıracaktır.

Kalp Deliği Tedavisi Nasıl Olur?

Kalp deliği, kişinin yaşantısını dahi tehlikeye atabilen ciddi rahatsızlıklar arasında yer almaktadır. Bu nedenle, belirtilerden bir veya birkaçına sahip olan kişilerin mutlaka uzman doktor tarafından muayene edilmesi gerekmektedir. Muayene sonrasında uzman tarafından kişiye en uygun olan tedavi yöntemi belirlenecektir.

Rahatsızlık ilerlediği takdirde kalp deliğinde büyümenin görülmesi kaçınılmazdır. Bu durumda uzman tarafından dikkatli bir şekilde hastalığın tedavisine başlanılır. Kişinin yaşı ve hastalığın ilerleme durumu dikkate alınarak tedavi yöntemi belirlenir. Kalp deliği rahatsızlığında yalnızca cerrahi yöntemler ile tedavi mümkündür.

Kalp deliğinin küçük olması ve delikte herhangi bir büyümenin olmaması durumunda herhangi bir cerrahi yönteme başvurulmaz. Bunun sebebi, kalp deliği küçük olduğu takdirde az miktarda kan geçişinin mümkün olmasıdır. Bu durumda kişi düzenli olarak uzman tarafından muayene edilir. Deliğin kapatılması gerekmez fakat rutin kontroller kişinin hayatının bir parçası haline gelir. Deliğin rutin kontroller sonucunda büyüdüğünün saptanması durumunda ise mutlaka cerrahi yönteme başvurmak gerekmektedir. Aksi takdirde akciğer atardamarında tedavi edilemez hasarların oluşması kaçınılmaz olacaktır.

Günümüzde kalp deliğini kapatma ameliyatı, açık kalp ameliyatı ile gerçekleştirilmekte ve bu esnada kan akmadan operasyonun tamamlanabilmesi mümkün olabilmektedir. Gelişmekte olan teknolojinin sağlık sektörüne de etkileri sonucunda ameliyat, kan olmadan ve kişi ağrı hissetmeden gerçekleştirilebilmektedir. Ameliyatın gerçekleştirilmesi için birden çok yöntem bulunmaktadır. Karın deliğinden kalbe ulaşarak iz kalmayacak şekilde ameliyatın gerçekleştirilmesi, bu yöntemlerden yalnızca biri olmaktadır. Ameliyat öncesinde ilk olarak bölgeye lokal anestezi uygulanır. Bu yöntemin uygulandığı kalp deliği kapatma ameliyatında, ilk olarak kamera ve cerrahi aletle kalp deliğinin yeri tespit edilir. Daha sonra gerekli şekilde kapatma işlemi uygulanır. Ameliyattan sonra herhangi bir zorluk yaşanmadan kişi taburcu edilir. Ameliyatın lokal anestezi altında gerçekleştirilmiş olması, genel anesteziye oranla kişinin anestezi yan etkilerinden daha kısa sürede kurtulmasını sağlamaktadır. Böylelikle kişi, gündelik yaşantısına oldukça kısa bir sürede dönmektedir. Ameliyat sonrasında kişinin vücudunda herhangi bir görünür izin kalması mümkün değildir.

Yazıyı paylaş

Bir cevap yazın

Hemen Ara
Whatsapp